Chp De Taht Kavgasi Ozgur Ozelin Yeni Parti Senaryosu Dis Gucler Mi Var
CHP’de Kürsü Savaşı: İhraçlar Kapıda, “Yeni Parti” Senaryoları Kulisleri Karıştırdı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki güç mücadelesi, grup toplantısında yaşanan kürsü krizinin ardından geri dönülemez bir noktaya ulaştı. Genel Merkez ile TBMM grubunun karşı karşıya geldiği bu süreçte, Kemal Kılıçdaroğlu'nun "ihraç" sinyalleri muhalefet kulislerini hareketlendirirken, Özgür Özel cephesinin yeni parti arayışları siyaset sahnesini ironik bir trajediye dönüştürüyor.
Kürsüden İhraca Uzanan Gerilim
CHP'de "mutlak butlan" kararı ve ardından patlak veren grup toplantısı krizi, partinin içindeki fay hatlarını iyice belirginleştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Özgür Özel’i "yurt dışından yardım istemekle" itham etmesi, partideki "arılanma" çağrılarının fiilen bir temizlik operasyonuna dönüşebileceğinin habercisi oldu. Bugün toplanacak olan MYK'dan çıkacak kararlar, sadece bir disiplin süreci değil, aynı zamanda partide kimin ayakta kalacağının belirleneceği bir hesaplaşma olarak görülüyor.
İstiklal mi, Cumhuriyet mi: İsim Krizi
Muhalefet cephesinde "yeni parti" hazırlıkları, siyasi bir vizyondan ziyade, ergenlik çağındaki gençlerin isim tartışmasını andıran bir noktada ilerliyor. Kulislerde konuşulanlara göre, Özgür Özel ve ekibi, CHP'nin enerjisini yeni bir yapıya nasıl taşıyacaklarının hesabını yaparken, parti ismi konusunda büyük bir kafa karışıklığı yaşıyor.
"İstiklal Partisi" ismi ortaya atıldığında, "Özgür'ün Partisi" gibi bir algı oluşmasından korkan kurmayların, "Cumhuriyet Partisi" üzerinde karar kılmaya çalışması, siyasetin geldiği noktayı özetleyen ironik bir detay olarak kayıtlara geçiyor. Peki, bu isim oyunları partinin içindeki tıkanmışlığı çözmeye yetecek mi, yoksa sadece yeni bir krizin temeli mi atılıyor?
"Dış Destek" ve Milli Siyaset Çelişkisi
Parti içindeki "merkez" arayışlarının arkasında Ekrem İmamoğlu'nun olduğu iddiası, kulislerin en çok konuştuğu konu başlıklarından biri. Gazeteci Mustafa Ertekin'in dikkat çektiği gibi; Türkiye'yi dış dünyada, özellikle de ABD ve İngiliz siyasi çevrelerinde bir "baskı rejimi" varmış gibi şikayet edenlerin, Atatürk'ün kurduğu partinin doktrinleriyle ne kadar bağdaştığı ciddi bir soru işareti.
Almanya Şansölyesi'nden veya İngiliz İşçi Partisi'nden medet uman bir muhalefet anlayışının, "Cumhuriyet Halk Partisi" ismini taşıyıp taşımayacağı, bugün MYK'da yaşanacak muhtemel ihraç tartışmalarının da temelini oluşturuyor.
Siyasetin Yeni Rotası mı, Yolun Sonu mu?
Özgür Özel’in kurultay ısrarı ve buna karşılık Kılıçdaroğlu’nun disiplin sopasını kullanma potansiyeli, CHP’yi önümüzdeki günlerde daha büyük bir kaosa sürükleyecek gibi görünüyor. "Merkez siyaset" diyerek yola çıkanların, kendi içinde bile "ismin ne olacak" kavgasına düştüğü bir ortamda, seçmenine ne kadar güven verebileceği ise merak konusu.
CHP'de bugün yaşanacak gelişmeler, sadece bir parti içi disiplin meselesi değil; Türk siyasetinin geleceğini şekillendirecek bir "kırılma" anı. Bakalım bu "Kürsü Savaşı"ndan geriye, gerçekten bir parti mi kalacak, yoksa sadece isimleri bile tartışılan parçalı bir muhalefet yapısı mı?
Yazan: Bülent Tasgin
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki güç mücadelesi, grup toplantısında yaşanan kürsü krizinin ardından geri dönülemez bir noktaya ulaştı. Genel Merkez ile TBMM grubunun karşı karşıya geldiği bu süreçte, Kemal Kılıçdaroğlu'nun "ihraç" sinyalleri muhalefet kulislerini hareketlendirirken, Özgür Özel cephesinin yeni parti arayışları siyaset sahnesini ironik bir trajediye dönüştürüyor.
Kürsüden İhraca Uzanan Gerilim
CHP'de "mutlak butlan" kararı ve ardından patlak veren grup toplantısı krizi, partinin içindeki fay hatlarını iyice belirginleştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Özgür Özel’i "yurt dışından yardım istemekle" itham etmesi, partideki "arılanma" çağrılarının fiilen bir temizlik operasyonuna dönüşebileceğinin habercisi oldu. Bugün toplanacak olan MYK'dan çıkacak kararlar, sadece bir disiplin süreci değil, aynı zamanda partide kimin ayakta kalacağının belirleneceği bir hesaplaşma olarak görülüyor.
İstiklal mi, Cumhuriyet mi: İsim Krizi
Muhalefet cephesinde "yeni parti" hazırlıkları, siyasi bir vizyondan ziyade, ergenlik çağındaki gençlerin isim tartışmasını andıran bir noktada ilerliyor. Kulislerde konuşulanlara göre, Özgür Özel ve ekibi, CHP'nin enerjisini yeni bir yapıya nasıl taşıyacaklarının hesabını yaparken, parti ismi konusunda büyük bir kafa karışıklığı yaşıyor.
"İstiklal Partisi" ismi ortaya atıldığında, "Özgür'ün Partisi" gibi bir algı oluşmasından korkan kurmayların, "Cumhuriyet Partisi" üzerinde karar kılmaya çalışması, siyasetin geldiği noktayı özetleyen ironik bir detay olarak kayıtlara geçiyor. Peki, bu isim oyunları partinin içindeki tıkanmışlığı çözmeye yetecek mi, yoksa sadece yeni bir krizin temeli mi atılıyor?
"Dış Destek" ve Milli Siyaset Çelişkisi
Parti içindeki "merkez" arayışlarının arkasında Ekrem İmamoğlu'nun olduğu iddiası, kulislerin en çok konuştuğu konu başlıklarından biri. Gazeteci Mustafa Ertekin'in dikkat çektiği gibi; Türkiye'yi dış dünyada, özellikle de ABD ve İngiliz siyasi çevrelerinde bir "baskı rejimi" varmış gibi şikayet edenlerin, Atatürk'ün kurduğu partinin doktrinleriyle ne kadar bağdaştığı ciddi bir soru işareti.
Almanya Şansölyesi'nden veya İngiliz İşçi Partisi'nden medet uman bir muhalefet anlayışının, "Cumhuriyet Halk Partisi" ismini taşıyıp taşımayacağı, bugün MYK'da yaşanacak muhtemel ihraç tartışmalarının da temelini oluşturuyor.
Siyasetin Yeni Rotası mı, Yolun Sonu mu?
Özgür Özel’in kurultay ısrarı ve buna karşılık Kılıçdaroğlu’nun disiplin sopasını kullanma potansiyeli, CHP’yi önümüzdeki günlerde daha büyük bir kaosa sürükleyecek gibi görünüyor. "Merkez siyaset" diyerek yola çıkanların, kendi içinde bile "ismin ne olacak" kavgasına düştüğü bir ortamda, seçmenine ne kadar güven verebileceği ise merak konusu.
CHP'de bugün yaşanacak gelişmeler, sadece bir parti içi disiplin meselesi değil; Türk siyasetinin geleceğini şekillendirecek bir "kırılma" anı. Bakalım bu "Kürsü Savaşı"ndan geriye, gerçekten bir parti mi kalacak, yoksa sadece isimleri bile tartışılan parçalı bir muhalefet yapısı mı?
Yazan: Bülent Tasgin