Lubnan Da Cocuklarin Feryadi Insanlik Onuru Ve Vicdansiz Siyasetin Enkazi
BİZİM ÇOCUKLARIMIZIN KÂBUSUNDA SİYASETÇİLERİN "KOLTUK" HESABI MI VAR?
LÜBNAN – Bugün sadece binalar, okullar, hastaneler yıkılmıyor; bugün insanlık, tam da çocukların o masum gözlerinde yıkılıyor. Bir yanda "Beni sevenler arkamdan gelsin" diye kibirle bağıran, kendine yeni makamlar, yeni binalar inşa eden siyasetçiler; diğer yanda ise patlama sesinden korkup annesinin eteğine sarılan, "Anne, biz ölecek miyiz?" diye titreyen o çocuklar...
"Irk" Diye Bir Şey Yok, "Acı" Diye Bir Gerçek Var!
Bazıları "ırk" üzerinden, "kimlik" üzerinden bu çocukların acısını görmezden gelmeyi marifet sanıyor. Ama insanın vicdanı, bir çocuğun gözyaşında "milliyet" aramaz. O çocuk, Lübnanlı olduğu için değil, insan olduğu için korkuyor.
Vicdansızlığın Dili: "Terörist" diyerek, "düşman" diyerek, o çocukların oyun alanlarını hastaneye çeviren zihniyetle, o çocukların geleceğini çalan siyasetçi bozuntuları aslında aynı madalyonun iki yüzü.
İnsan Hakları Nerede? Hani nerede o "insan hakları" savunucuları? Hani nerede o "demokrasi" havarileri? Çocuklar öldürülürken susan, okullar bombalanırken görmezden gelen o "medeni" dünya, aslında kendi vicdanının enkazı altında kalmış durumda.
Bu Çocukların Ahı, Sizin O "Yeni Binalarınıza" Sığar mı?
Şimdi bazıları çıkıp, "Siyasetin cilvesi" diyor. Hayır! Bu bir "cilve" değil, bu bir vicdansızlık!
Çocuklar yemek yiyemiyor, çocuklar uyuyamıyor, çocuklar kendi evinde "yabancı" ve "korkak" gibi yaşıyor.
Buna "ırkçı" bir bakışla yaklaşanlar, aslında kendi insanlığını kaybedenlerdir. Bir çocuğun acısının rengi, dili, dini olmaz. Acı evrenseldir, keder evrenseldir.
Tüm "Sınırlara" ve "Kibirli" Siyasetçilere Sesleniyoruz!
"Beni sevenler arkamdan gelsin" diyerek kendi ikbalini düşünenler, o çocukların ahını aldınız.
Sizin tuttuğunuz o kiralık binalar, o çocukların yıkılan evlerinden daha mı değerli?
Sizin kurduğunuz o "siyaset tiyatrosu", o çocukların yarım kalan eğitiminden daha mı mühim?
Halkın Vicdanı Konuşuyor:
Biz, ten rengine, kimliğine, diline bakmadan; o çocukların korkusunu kendi korkumuz bildik. İnsanlık onuru; o çocukların başında durup, onları o gürültüden korumaktır. Siyasetçilerin o "kibirli" masalarında, o çocukların bir gram huzuru bile yok.
Son söz:
O çocukların kâbusunda, sizin "koltuklarınızın" gıcırtısı değil, vicdanın sesi yankılansın. Çünkü hiçbir siyasi zafer, bir çocuğun gözyaşından daha kıymetli değildir.
Bülent Tasgin
LÜBNAN – Bugün sadece binalar, okullar, hastaneler yıkılmıyor; bugün insanlık, tam da çocukların o masum gözlerinde yıkılıyor. Bir yanda "Beni sevenler arkamdan gelsin" diye kibirle bağıran, kendine yeni makamlar, yeni binalar inşa eden siyasetçiler; diğer yanda ise patlama sesinden korkup annesinin eteğine sarılan, "Anne, biz ölecek miyiz?" diye titreyen o çocuklar...
"Irk" Diye Bir Şey Yok, "Acı" Diye Bir Gerçek Var!
Bazıları "ırk" üzerinden, "kimlik" üzerinden bu çocukların acısını görmezden gelmeyi marifet sanıyor. Ama insanın vicdanı, bir çocuğun gözyaşında "milliyet" aramaz. O çocuk, Lübnanlı olduğu için değil, insan olduğu için korkuyor.
Vicdansızlığın Dili: "Terörist" diyerek, "düşman" diyerek, o çocukların oyun alanlarını hastaneye çeviren zihniyetle, o çocukların geleceğini çalan siyasetçi bozuntuları aslında aynı madalyonun iki yüzü.
İnsan Hakları Nerede? Hani nerede o "insan hakları" savunucuları? Hani nerede o "demokrasi" havarileri? Çocuklar öldürülürken susan, okullar bombalanırken görmezden gelen o "medeni" dünya, aslında kendi vicdanının enkazı altında kalmış durumda.
Bu Çocukların Ahı, Sizin O "Yeni Binalarınıza" Sığar mı?
Şimdi bazıları çıkıp, "Siyasetin cilvesi" diyor. Hayır! Bu bir "cilve" değil, bu bir vicdansızlık!
Çocuklar yemek yiyemiyor, çocuklar uyuyamıyor, çocuklar kendi evinde "yabancı" ve "korkak" gibi yaşıyor.
Buna "ırkçı" bir bakışla yaklaşanlar, aslında kendi insanlığını kaybedenlerdir. Bir çocuğun acısının rengi, dili, dini olmaz. Acı evrenseldir, keder evrenseldir.
Tüm "Sınırlara" ve "Kibirli" Siyasetçilere Sesleniyoruz!
"Beni sevenler arkamdan gelsin" diyerek kendi ikbalini düşünenler, o çocukların ahını aldınız.
Sizin tuttuğunuz o kiralık binalar, o çocukların yıkılan evlerinden daha mı değerli?
Sizin kurduğunuz o "siyaset tiyatrosu", o çocukların yarım kalan eğitiminden daha mı mühim?
Halkın Vicdanı Konuşuyor:
Biz, ten rengine, kimliğine, diline bakmadan; o çocukların korkusunu kendi korkumuz bildik. İnsanlık onuru; o çocukların başında durup, onları o gürültüden korumaktır. Siyasetçilerin o "kibirli" masalarında, o çocukların bir gram huzuru bile yok.
Son söz:
O çocukların kâbusunda, sizin "koltuklarınızın" gıcırtısı değil, vicdanın sesi yankılansın. Çünkü hiçbir siyasi zafer, bir çocuğun gözyaşından daha kıymetli değildir.
Bülent Tasgin